Fabl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kurt İle Köpeğin Masalı


Soğuk bir kış gecesi imiş. ayaz gecede ay ışığının altında bir kurt ile bir köpek bir araya geliyorlar, kurt köpeğe soruyor '' sen ne yiyorsun da böyle güçlü olabiliyorsun.  söyle bende yiyeyim biliyorsun ben dağlarda taşlar da çöller de yaln ayak gezip dururum halim perişan olur ve aç susuz kalırım. bu ne acayip iştir tüm güzel ve lezzetli yiyecekler sana denk geliyor'' dedi.
köpeğin yüreği içten yanmaktaydı '' kurda dönerek '' benle sen her ne kadar düşman olsakta, uzaktan akraba sayılırız'. Eğer benim gibi güçlü olmak istiyorsan o zaman dediklerimi de yapman gerekiyor'' dedi.
nasıl yani ne yapacağım?
Sende benim gibi kendi bir sahip bul onun evini koru, hırsız falan yaklaştırma onlarda sana baksın.
Bu çok kolay birşeymiş.
kurt kendi kendine de '' ben ki  dağ daş gezerim, ormanlarda başı boş dolanırım bir lokma et için, bu iş kolay benim için'' dedi. 
köpek kurda '' hadi peşime düş de gidelim köye'' dedi.  köpek önde kurt arkada yol almaya başlıyorlar. ay ışığında köpeğin boynundaki yara parlıyor. bu kurdun dikkatini çekiyor. köpeğe '' şu boynundaki yara izi nedir'' diye sorar.
köpek '' bu önemli  birşey değil dedi.
kurt merak ediyor durumu ve tekrar soruyor  '' eğer bana o yararnın nedenini söylemezsen, seninle gelmeyeceğim'' dedi.
köpek soruya cevaben '' bu hafif bir yaradır, ben çok sert ve yaman olduğum için boynumdaki zincir yara yapıyor.
kurt çok şaşırıyor '' gerçekten sahibin boynuna zincir mi takıyor, eğer öyleyse sen özgür biri değilsin'' dedi.
Köpek sakince '' bu kadar değil , ben bazen kendimi sağa sola vurduğumda zincirle bağlı süremi uzatırlar ben zincirdeyken bana güzel yemekler verirler, sahibim kendi elleriyle beni besler dedi.
Kurt şaşkın bir vaziyette '' hadi bana müsade' dedi.
nereye gidiyorsun kurt kardeş
nereye olacak dağlara, ormanlara gidiyorum, sen özgür değilsin senin gibi tok olacağıma dağlarda ormanlarda aç ama özgür gezmeyi tercih ederim dedi

masal nehri



Üç Deli Kız Kardeş


Eski zamanların birinde şehrin birinde bir evde üç tane kız kardeş varmış. evet bu kızlar biraz deli dolu kızlarmış. bu kızları istemeye gelen misafirlere lal dille konuşup misafirlerin kalkıp gitmesine neden oluyorlarmış. Babaları kızlarını evlendirmek istiyordu ama kızların bu hareketi babalarını da çaresiz bırakıyordu.
kimse kızları istemeyince kızlarda evde kalmaya başlamışlar.
Günler akıp gidiyordu babaları kızlarına '' kızlarım yaşınız geçiyor gelen teklifleri değerlendirin yoksa evde kalacaksınız'' dedi.
Şimdi yine misafirlerimiz gelecek sizlerde divanın üstüne oturup hiç konuşmayacaksınız dedi.
hanginiz sesini çıkarmasa akıllı olsa ilk önce onu evlendireceğim.
 Misafirler gelip oturdular sohbet ettiler. hoş beş zaman geçti çaylarını içtiler.

Malesef güzel giden bu sohbeti ilginç bir olay bozdu. bu güzel konuşmanın ortasında herkes birden durup kızların olduğu yöne baktılar.
kızların yanından birden bir fare geçmiş ve kızlar bağrışmaya başlamışlar.
bu kaçışma sırasında büyük kız '' aha far far''
ortanca ''walla tee tee tuu tuuu
küçüğünde ''şu şuuuu muu muuu '' demiş.
Misafirlerin yüzü ekşidi içlerinde '' bu kızlar resmen deli'' dediler.
Sonra da birşey demeden hızlıca kalkıp gittiler.

Zilli Kedi


Bir zamanlar evin birinde fareleri çok korkutan bir kedi varmış.
Kedi her gün farelerin peşinden kaçar dururmuş. Fareler bir an bile rahat bir nefes alamıyorlarmış. evin fareleri bezmiş haldeydiler ve bu konuya bir çare bulmaya karar vermişler, çok fikir ortaya attılar ama hiçbiri kabul görmedi. en sonunda bilge farenin fikri üzerinde yoğunlaştılar. bilge farenin fikri kedinin boynuna bir zil takmak idi. kedi hareket ettiğinde haberleri olacak ve saklanabileceklerdi. tüm fareler bu fikri çok beğendiler. artık rahat bir yaşam hayal etmeye başlamışlardı bile. sıra gelmişti zili kedinin boynuna takmaya peki ama bunu kim yapacaktı. Bu zor göreve hiçbir fare yaklaşmadı. Gördüler ki bu planı uygulamayacaklar başka çare aramaya başladılar. ama bu defa hayallerin gücünün önünde tutunamadılar. masaldan çıkarılacak ders, problemlere mantık ve tecrübe ile çare bulunmalıdır...

Çeviri: MAVİ NEHİR